( ahmetarslan21@hotmail.com )

  • 18/1/2007 - BEN U SENE GİDEYİM
  • Hiç kalmamış çay önünün hevesi

    Kayar olmuş can Diclemin hüllesi

    Ben u senin Esferimin cümlesi

    Viran olmuş Diyarıma yanarım

    Gezdirmiler yuregi küçede

    Kullanmılar fanosuda lükside

    Yokki sağdıç mezeleri senide

    Yalan olmuş Diyarıma yanarım

    Ürtünmüler hıraba yandı üzüm

    Kara hübür satan yok iki gözüm

    Yıkılmış bağları kalmamış üzüm

    Talan olmuş Diyarıma yanarım

    Pakırcılar yapamiler kalayı

    Çalğıcılar çalamiler halayı

    Unutmuşlar tililiyi kınayı

    Yalan olmuş viran olmuş talan olmuş

    Diyarıma yanarım

     

    Anonim…

    Yorum ( 3 ) :: Bağlantı

  • 18/1/2007 - DİYARBEKİR ÖZLEMİ
  • Kırlangıçlar küsmüş dönmüyor geri

    Bu şehir taru mar o günden beri

    Yad ettin yaşadın o eski günleri

    Unutmak münkünmü Diyarbekiri

    Balıklıda çimer karpuzlar yerdik

    Savuk barda nane yarpuzlar yerdik

    Semsilerde akşam çayı içerdik

    Beton doldurmuşlar Diyarbekiri

    Kökünden kesmişler Akasyaları

    Kesipte yakmışlar o asmaları gözel örtmeleri kantırmaları bir bir yok etmişler Diyarbekiri

    Bostanlardan cümbüş sesi gelmiyor

    Hemravat kurumuş su içilmiyor

    Çok denedim senden vaz geçilmiyor

    Terk etmek mümkünmü Diyarbekiri

    Bıraktığım gibi bulurum sandım

    Dicle çöplük olmuş haline yandığım

    Meğerse rüyaymış birden uyandım çok özledim çok özledim eski Diyarbekiri

     

     

    Anonim

    Yorum ( 0 ) :: Bağlantı

  • 2/12/2006 - KARINCA VE AGUSTOS BÖCEĞİ
  • Ağustos böceği ve karınca fıkrasını, 3 ülkeye Gore Üç farklı şekilde yazmışlar.

    ÇİN VERSİYONU
    Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.

    Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir.

    Ve kıs gelir.
    Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde kişi geçirirken,

    Ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.
    FRANSA VERSİYONU
    Karınca bütün yaz boyunca çalışır ve kıs için evini, yiyeceklerini  hazır eder

    .Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın barlarda yazı geçirir.

    Ve kış gelir.

    Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde sıcacık kişi geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.
    Bakar elinde bavulu ağustos böceği;

    -Ne haber aptal komşum?

    Kışı geçirmek için Karaim Adaları’na gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim.

    Hadi bana eyvallah.
    TÜRKİYE VERSİYONU
    Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.

    Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur  patlasın, çal oynasın yazı geçirir.

    Ve kıs gelir.Karınca sıcacık yuvasında karni tok bir şekilde kişi geçirirken,ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek,

    'Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdumduymazlıkla sıcacık

    yuvalarında yaşayabiliyor’lar diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
    --ATV, KANAL D, STAR zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karni  tok sırtı pek karıncanın

    resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder.

    Türkiye olayın şokunu yasamaktadır.

    Nerededir bu devlet?
    YBKD(Yeşil Böcekleri Koruma Derneği) 'den bir temsilci Ati’deki TEKETEK programına

    çıkarak otuz yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.
    Dünyanın en taninmiş Nobel ödüllü yazarımız Orhan PAMUK ve taninmiş aydınlarımız olayı

    Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye'yi kınarlar.

    Konu Bakanlar Kurulu'nda tartışmaya açılır ve

     Başbakan KANAL D ye verdiği özel demecinde

    'Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır  sorunları göz ardı

    edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yasamaları

    için gerekenler yapılacaktır. " der.Diğer yandan Reha Muhtar karıncayı canlı yayına çıkararak,

    'Reklâmını  yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?' diye bir güzel haşlar.Ertesi akşam TEKE TEK'te ise

    'Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nereye akladın,öt çabuk'diye

    Fatih ALTAYLI' dan dan bir güzel dayak yer.
    Karınca en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur.

    Ve ağustos böceği onun evine yerleşir,

     yiyeceklerine konar,  eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider.
    Ve güzel ülkemizde tarafsız ve doğrucu (!) medyamız sayesinde adalet yerini bulur. (mu?)


    Yorum ( 0 ) :: Bağlantı

  • 24/10/2006 - ŞEVİNDEN NAMALER
  • Yanma gönül artık yeter
    Neler ettin bana neler
    Sen han oldun bende hancı
    Geçti gitti kaç yabancı
    Konaklayan hep yalancı
    Yapma GÖNÜL bu kaçıncı?

    Gönül gönül deli gönül
    Ağlama artık sende gül
    Sen garip gül
    O çapkın bülbül
    Kanma artık deli GÖNÜL

    Kuzu oldun ceylan oldun
    Avcılara hep vuruldun
    Gençligimi sen soldurdun
    Uslan artık deli GÖNÜL

    Leyla oldun şirin oldun
    Aşk ateşiyle hep kavruldun
    Çiçek oldun dalda durdun
    Rüzgarlarda hep savruldun
    Ne mecnun var nede ferhat
    Beklemekle geçmez hayat
    Masallara kanma GÖNÜL

    ŞEVİN derki;çatma kaşın
    Kaldır artık dimdik başın
    Kim yanmadı bir aşk için
    Sende kavrul deli GÖNÜL
    SEVGİLER,ŞEVİN

    Yorum ( 0 ) :: Bağlantı

  • 13/10/2006 - SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ
  •  

    Adam yeni arabasına bakmak için evinden çıktığında üç

    yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki
    çekiçle arabasının kaportasını mahvettiğini görmüş.
    Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle
    vurmaya başlamış.

    Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş.

    Doktor, çocuğun kırılan
    kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey
    gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek
    zorunda kalmış.

    Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini
    açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum
    bir ifadeyle,

    “Babacığım, arabana zarar verdiğim
    için çok üzgünüm.” demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:

    “Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?

    ” Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş...
    Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin
    ağladığını işittiğinizde bu öyküyü hatırlayın.

    Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi
    anladığınızda, önce biraz düşünün.

    Arabalar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular
    hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle
    performansı arasındaki farkı göremeyiz.

    İnsan hata yapar.

    Hepimiz hata yaparız.

    Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar
    rahatsız eder.

    Harekete geçmeden önce durun ve düşünün.

    Sabırlı olun.

    Anlayış gösterin ve sevin...

    Yorum ( 1 ) :: Bağlantı

  • 26/9/2006 - MEDENYETLER ŞEHRİ DİYARBAKIR (AMED) SEN BULUNDUĞUN DURUMU BEĞENİYONMU_???
  • Yorum ( 1 ) :: Bağlantı

  • 26/9/2006 - BİZE BAHŞEDİLEN ZAMAN
  • Bankada bir hesap sahibi olduğunu düşün, hesabına her sabah 86400 dolar para yatırılıyor.
    Fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundasın.

    Ertesi güne transfer edilemez.
    Paranı kullansan da kullanmasan da her akşam sıfırlanıyor.
    Ne yaparsın ?

    Tabii ki hepsini harcamaya çalışırsın;

    Hepimiz Zaman adlı bu bankanın müşterileriyiz,
    Her sabah 86400 saniyeye sahip oluyoruz;

    Yarına transfer edilemez.

    Her sabah hesabımız dolar, her akşam boşalır.

    Geri dönüş yok, saniyelerini şu anı yaşayarak harca, en iyisi bunlarla bir yatırım yap.
    Mutluluk, sağlık ve başarı için.

    Zaman kaçıyor.

    Her gün için en iyisini yap.
    Bir senenin değerini anlamak için, sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
    Bir ayın değerini anlamak için 8 aylık bir bebek doğuran anneye sor.
    Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.
    Bir saatin değerini anlamak için, kavuşmayı bekleyen sevgililere sor.
    Bir dakikanın değerini anlamak için, trenini kaçıran yolcuya sor.
    Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
    Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için, Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.
    Her anını değerlendir, her dakikanı çok özel biriyle paylaş.

    Zamanına ortak edebileceğin kadar özel biriyle.

    Unutma zaman hiçbir kimse için durmaz. Geçmiş zaman Tarih, Gelecek zaman Gizemli,
    Şu an ise sana verilen gerçek bir armağandır.

    Yorum ( 0 ) :: Bağlantı

  • 19/9/2006 - ANLADIM
  •  

    Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,

    Kendimi bulduğumda anladım.

    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,

    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,

    Aşk pesinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,

    Neden hiç ağlamadığını anladım..

    Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,

    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

    Bir insani herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş

    Çok acıttığında anladım..

    Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,

    Yüreğini elime koyduğunda anladım..

    ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,

    Sana ''git'' dediğimde anladım..

    Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım..

    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,

    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

    Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..

    Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,

    Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

    Sevgi emekmiş,

    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.

     

            Can Yücel

    Yorum ( 1 ) :: Bağlantı

  • 31/8/2006 - ATEİST SORULARA CEVAPLAR
  • Genç bir delikanlı senelerce yurt dışında okuduktan sonra vatanına ateist
    olarak geri döner.

    Üç sorusuna hiç kimse cevap veremediğinden dolayı canı gayet sıkıntılıdır.

     Ebeveyni oğullarına yardım etmek niyetiyle büyük ilim sahibi olan köyün hocasına
    götürürler.

     Hoca ve delikanlının arasında geçen diyalog şöyle devam eder.

    Delikanlı: Kimsin sen?

     Sorularıma cevap verebilecek misin?
    Hoca: Allah'ın bir kuluyum ve Onun izniyle sorularına cevap verebileceğim.

    Delikanlı: Emin misin?

     Proferserler bile cevap veremedi bana.
    Hoca: Allah'ın izniyle cevap vermeye çalışırım

    Delikanlı: 3 sorum var


    1. Allah yaşıyor mu? öyle ise, şeklini bana göster.


    2. Takdir (kader) nedir?


    3. Eğer şeytan ateşten yaratıldıysa neden cehenneme yollanıyor, cehennemde
    ateş dolu değil mi?

    Ateş ateşi nasıl yaksın.

     Tanrı bunu düşünemedi mi?


    Bu arada, aniden bizim hocamız delikanlının başı üzerinde bir saksı kırar.

    Delikanlı canı yana yana sorar; Neden sinirlendin ki?


    Hoca: Sinirlenmedim. Bu benim üç soruna bir cevabım der.

    Delikanlı: Hiç birşey anlamadım.


    Hoca: Nasıl hissetin kendini saksıyı başında kırınca

    Delikanlı: Tabii ki, fena bir acı hissettim.


    Hoca: Yani, acının varlığına inanıyor musun?

    Delikanlı: Evet

    Hoca: Bana bu acının şeklini göster o zaman!

    Delikanlı: Gösteremem.

    Hoca: Bu benim ilk cevabım. Herkes Allah'ın varlığını hisseder ama Allah'ı göremez.

    Hoca:  Dün gece rüyanda benim başında saksı kırdığımı gördün mü?


    Delikanlı: Hayır.

    Hoca: Bugün böyle bir şey ile karşılaşacağını hiç düşündün mü? aklından geçti mi? 

     

    Delikanlı: Hayır

    Hoca: Bu işte takdir dir. (kader)

    Hoca: Biz neyden yaratıldık? topraktan yaratılmış değil miyiz ?

    Delikanlı: Evet böyle denir.

    Hoca: E o zaman ? Saksıda topraktan yapılmadı mı? Allah isterse ateşten yaratılan şeytanı ateşin içinde cezalandıramaz mı?

    Bağlantı

  • 16/8/2006 - GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
  • Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti.

    Yanmanın sebebi akşam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bu gün yapacaklarının aklına
    gelmesiydi.Bu gün 2 yıldır götürmeye çalıştığı
    bir birlikteliği bitirecekti.

    Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.

    ’’Bitmeli’’dedi içinden,

    ’’Her gün bu tatsız uyanış bitmeli.

    ’’Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekle giriyordu.

    Süratle giyinerek dışarı çıktı.

    Bu güne kadar hiç bekletmemişti onu,şimdide bekletmemeliydi.

    İstanbul,soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu.

    Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi;

    ‘’Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor,onlar bile ağlıyor halimize…

    ’’ Artık Kadıköy iskelesindeydi.

    Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğinigördü.

    Şimdi midesindeki ağrı daha da artmıştı.Beşiktaş’a geçtiler.

    Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.

    Genç kız,sevgilisinin durgunluğuna anlam verememişti.

    Nereden bilecekti bu gün ayrılık çanlarının çalacağını…

    Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de oturdular.

    Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendine bir şey söylemek istediğini.

    ’’ Bana bir şey mi söylemek istiyorsun?’’diye sordu.

    Genç adam,gözlerini kaçırarak

    ‘’Evet’’ dedi.

    Genç kız heyecanlanmıştı,birazda sinirlenerek

    ’’Söylesene,ne diye bekliyorsun?’’ dedi.

    Genç adam içini çektikten sonra

    ’’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’’diye sordu.

    Genç kız’’Bunu sorma gereğini niye duydun?’’diye yanıt verdi.

    Genç adam söze başladı’’birkaç ay önce akşam saat 23:00’de sana
    telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak
    istemiştim.

    ’’ Sen bana

    ‘’Sırasımı şimdi canım yaa,işin gücün yok mu?’’demiştin.

    Biliyormusun?
    O an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.

    Özür dileyip telefonu kapatmıştım.

    Daha sonra bu şiiri benden hiç istememiştin.

    Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde,arkadaşlarımla birlikte sende
    gelmiş,Meral’in’’Sen şanslısın,sevgilin sana
    bakar’’ sözüne

    ‘’İşim yok da sana mı bakacağım,Annen baksın.’’demiştin.

    Hatırladın mı?
    Genç kız,

    ’’Biliyorsun,ben duygusallığı sevmiyorum.

    Hem hasta bakıcı gibi göründüğümü kimse söyleyemez.

    ’’ diye yanıtladı.Genç adam güldü.

    ’’ Evet canım haklısın.

    Zaten olmak istesen de,bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı,hemşire
    falan olamazsın.

    ’’ Genç adam devam etti…

    ’’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel
    sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin?

    Hiç…Hatta günün hiç bir saatinde çekmedin.

    Duygusallığı sevmeyebilirsin.

    Ama sen,seni seven insanlarıda mutlu etmeyi sevmiyorsun.

    Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.

    Seni tanıdığımdan beri her sabah,her akşam,her gece yani seni
    andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için
    biliyor musun?

    Seninle ben akla kara gibiyiz.

    ’’ Genç kız anlamıştı,

    ’’ Yani ne olmamı istiyorsun benden?Şair olmamı mı?

    ’’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden.

    Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.

    ’’Hayır’’dedi.

    ’’Şair olmanı istemiyorum.

    Olamazsın da…

    Biz ayrılmalıyız.

    Ayrılırsak ikimiz içinde en hayırlısı bu olacak.

    ’’ Genç kız şaşırmıştı,

    ’’Neden ama?

    Ben seni seviyorum.

    Seninde sevdiğini sanıyordum.

    ’’Genç adam iç çekerek,

    ’’Hayır canım.

    Sen beni sevdiğini sanıyorsun.

    Eğer beni sevseydin,şimdi başka şeyler konuşuyor olurduk.’’ dedi.

     Genç kızın gözleri yaşarmıştı.

    Genç adam cebinden çıkardığı mendili uzattı,genç kız gözlerini silerek,

    ’’Sen bilirsin…

    Umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur…’’ dedi.

    Genç adam,

    ’’Nasıl böyle bir şey düşünürsün,senden başka kimse olmadı
    ve uzun zamanda olacağını sanmıyorum’’yanıtını verdi.

    Genç adam ve genç kız sevgili olarak oturdukları masada artık iki
    yabancıydı.

    Bir kaç dakika sessizce oturduktan sonra genç kız

    ’’Kalkalım istersen’’dedi.

    Genç adam

    ’’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum,istersen sen kalkabilirsin’’diye
    yanıtladı.

    Genç kız’’

    Tamam…

    O zaman sana mutluluklar dilerim.

    ’’diyerek elini uzattı.

    Genç kızın sesi ve eli titriyordu.

    Genç adam

    ’’İstersen arkadaş kalabiliriz’’ dedi.

    Birbirlerine son kez sarıldılar.

    Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.

    Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.

    Odasına girdi.

    Gece bitmek bilmiyordu.

    Sabah erken kalkıp işe gidecekti,uyumalıydı.

    Bir kaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.

    Sabah saat 07:00’de saatin ziliyle uyandı.

    Evden çıkacağı sırada cep telefonuna baktı.

    Mesaj ve 10 cevapsız arama vardı.

    Yorgun olduğu için duyamamıştı telefonun sesini.

    Aramalar ve mesaj sevgilisindendi.

    Heyecanla mesajı açtı,şunlar yazıyordu;

    ‘’Sadece onları sevmeyi sevdim.

    Hepsini onlar sız yaşadım da,bir seni sensiz yaşayamıyorum.

    Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum.

    Sana yemin güzel gözlüm,bir tek seni sevdim ve seni severek öleceğim.

    Elveda birtanem…..’’
    Genç adam şaşırmıştı.

    Onu tanıdığı günden beri
    ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın 5’inde yazmıştı.

    Heyecanla onu aradı,telefonu yabancı bir ses açtı.

    Genç adam ‘’Nalan’la görüşebilirmiyim?

    ’’dedi.Ama karşıdaki
    ağlıyordu,hıçkıra hıçkıra hem de...

    ’’Ben onun annesiyim yavrum,kızım bu sabah intihar etti.

    Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.

    Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim.

    Yavrum kendini asmıştı…’’
    Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.

    Bir gün önceki mide ağrısının iki katını çekiyordu şimdi.

    Olduğu yere yığılıp kaldı.Bir kaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede…

    Doktorlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu soruyordu..

    Doktor yanıt verdi.

    ‘’Haa o mu? 3 ay önce getirdiler.

    Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.

    O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.

    Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.Geçenlerde merak ettim.

    O uyurken gönderdiği numarayı aradım.

    Numara 3 ay önce iptal edilmiş.Gelen mesajlarda bir şiir var.

    Bu adam duygusal mı bilmem ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş…’’

    Yorum ( 0 ) :: Bağlantı
    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws   www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

    Scroll images by bigoo.ws

    MySpace Layouts

    SEVMEKKKKKK ÖLESİYE.....

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Arkadaşlarım

  • shadow90
  • esin
  • nurdane
  • sevimyakici
  • hulya
  • yansimalar
  • joone
  • BizimVadi
  • loveheart
  • Banshee
  • penelope
  • prenses
  • mavikirmizi
  • KANTURK
  • zelis
  • yomer12
  • herteldenolay
  • yolcugidiyor
  • Sayfa: 1 - Toplam: 4
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    Free Hit Counter
    Get a Free Hit Counter